TCMB Başkanı Karahan Enflasyon Tahminlerini Açıkladı: Ara Hedefler Yükseltildi

TCMB Başkanı Karahan Enflasyon Tahminlerini Açıkladı: Ara Hedefler Yükseltildi

İSTANBUL / TEKHA

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yılın ikinci ‘Enflasyon Raporu Bilgilendirme Toplantısı’ kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. İstanbul Finans Merkezi’ndeki TCMB yerleşkesinde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Karahan, yaşanan olağandışı küresel ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle varsayım setlerinde güncellemeye gittiklerini ve enflasyon ara hedeflerini yükselttiklerini duyurdu.

Enflasyon Tahminleri Ve Ara Hedefler Güncellendi

Başkan Fatih Karahan, rapordaki güncellemeler doğrultusunda yeni enflasyon hedeflerini şu sözlerle açıkladı:

“2026 yılı ara hedefimizi yüzde 24’e, 2027 yılı ara hedefimizi yüzde 15’e, 2028 yılı ara hedefimizi ise yüzde 9 seviyesine yükselttik. Şimdiye kadar özetlediğim görünüm altında, enflasyonun 2026 yıl sonunda yüzde 26, 2027 yıl sonunda ise yüzde 15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2028 yıl sonunda yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz.”

Geçen yılın üçüncü enflasyon raporunda ara hedeflerin ancak olağanüstü durumlarda güncellenebileceğini belirttiklerini hatırlatan Karahan, bölgede yaşanan gelişmeler nedeniyle bu adımın kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

‘Hürmüz Boğazı’nın Kapatılması Küresel Enerji Arzı Açısından Risk Oluşturmakta’

Konuşmasında ABD, İsrail ve İran ekseninde yaşanan savaşa ve jeopolitik risklere geniş yer ayıran Karahan, küresel ekonominin ciddi bir belirsizlik sürecine girdiğine dikkat çekti. Savaşın enerji ve ulaştırma maliyetlerine doğrudan yansıdığını ifade eden Karahan, şu değerlendirmelerde bulundu:

“ABD-İsrail-İran savaşıyla yaşanan jeopolitik gelişmeler, dünya ekonomisini beklenmedik derecede ciddi bir belirsizlik ortamına iterek merkez bankaları açısından zor bir döneme kapı araladı. Bu ortamda savaşın özellikle enerji ve ulaştırma hizmet fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyona hızlı yansımasına şahit olduk. Küresel beklentiler, gerilimin ve sebep olduğu baskıların ağırlıklı olarak kısa vadeli olacağı senaryosu etrafında şekillense de, bu sürecin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkilerinin izlenmesi önem taşıyacak. Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel enerji arzı açısından risk oluşturmakta. Öncü göstergeler küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ediyor. Gerek ham petrol gerekse doğalgaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. 2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye’nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz. Bundan sonraki süreçte, savaşın gelişimi, enerji nakliyatındaki aksamaların boyutu ve süresi belirleyici olacak.”

‘Mayıs Ayında Fiyat Düşüşleri Başladı’

Nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleştiğini belirten Karahan, Mayıs 2024’teki zirveye göre düşüş olsa da enflasyonun yüksek seyrini koruduğunu söyledi. Enflasyondaki gıda ve enerji etkisine değinen Karahan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“2026 yılı şubat ayı sonunda Ortadoğu’da başlayan gerilim, negatif arz şoklarına yol açarak, yakın dönem enflasyon görünümünde öne çıkan ana unsur oldu. Yavaşlama eğiliminde olan enerji yıllık enflasyonu son 2 ayda, petrol ve doğalgaz fiyatları öncülüğünde, 19 puan artarak yüzde 47’ye yükseldi. Son dönem enflasyon gelişmelerinde etkili olan bir diğer unsur gıda fiyatları. Yılın ilk aylarında gıda grubu, enflasyonu artırıcı yönde katkıda bulundu. Kasım ayında sert bir düşüş gösteren sebze fiyatları, olumsuza dönen hava koşulları sonucunda ocak ve şubat aylarında belirgin biçimde yükseldi. Gıda enflasyonunda son aylarda kaydedilen oynak seyirde sebze kaleminin rolü oldukça belirgin. Sağ panelden de izleneceği üzere, ilk 4 ayda taze meyve ve sebze fiyatları belirgin bir artış gösterdi. Öncü veriler, arz koşullarındaki normalleşmeyle birlikte, mayıs ayında sebze grubunda fiyat düşüşlerinin başladığını gösteriyor. Bu görünümün önümüzdeki aylarda da devam ederek, gıda enflasyonunu olumlu yönde etkilemesini bekliyoruz.”

‘Kira Ve Eğitim Enflasyonunda Önemli Düşüşler Yaşandı’

Hizmet enflasyonundaki katılık ve ataletin kırılmaya başladığına işaret eden Karahan, kira ve eğitim kalemlerindeki son durumu paylaştı:

“Bildiğiniz üzere, 2025 yılında hizmet enflasyonunun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri önemli oldu. Bu iki kalemde de geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin rolü yüksek. Bununla birlikte, yılın ilk 4 ayda her iki kalemde de enflasyonda önemli düşüşler yaşandığının altını çizmek gerekir. Bu durum, hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor. Kira tarafında, gerek mevsim etkilerinden arındırılmış yakın dönem kira verileri gerekse yeni yayımlamaya başladığımız yeni kiracı kira endeksi, enflasyonda eğilimin aşağı yönlü olduğuna işaret ediyor. Eğitim tarafında ise, fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde, geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz.”

Küresel Enerji Ve Tedarik Riskleri Gündemde

Gelecek döneme ilişkin yukarı yönlü risk faktörlerini sıralayan Karahan; petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, Avrupa’nın LNG talebi, iklim koşulları ve tedarik zincirindeki aksamaların yakından takip edildiğini belirtti. Karahan, para politikası duruşunu oluştururken risklerin enflasyon beklentileri üzerindeki etkilerini bütüncül bir yaklaşımla değerlendireceklerini ifade etti.

‘Sıkı Para Politikası Duruşumuzu Sürdüreceğiz’

Konuşmasının sonunda fiyat istikrarı vurgusu yapan ve kararlılık mesajı veren Karahan, şu ifadeleri kullandı:

“Son Rapor döneminden bu yana yaşanan şok ve yarattığı sis dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de, bu durum fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek. Yaşanan gelişmelerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımaları, para politikası duruşumuzla şekillenecek. Her vesileyle vurguladığım gibi, fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için bir ön koş. Bu bağlamda, ara hedeflerle uyumlu bir seyir içinde fiyat istikrarı sağlanana kadar, sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi yeniden belirtmek isterim.”

Benzer Yazılar