Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye Küresel Doğrudan Yatırımları Artıran Ender Ülkelerden Biri Oldu

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: Türkiye Küresel Doğrudan Yatırımları Artıran Ender Ülkelerden Biri Oldu

İSTANBUL / TEKHA

‘Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans’ kitabının tanıtım programında konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Dünyada özellikle gelişmekte olan ülkelere dönük küresel doğrudan yatırımlarda genel bir daralma var. Buna rağmen geçen yıl Türkiye bu yatırımları arttıran ender ülkelerden biri oldu. Hedefimiz bellidir; Türkiye’yi daha üst liglere çıkarmak. Tüm bu alanlarda çok daha güçlü bir oyuncu haline getirmek. Bunun imkanları var. Bölgemizde yaşanan savaşlar, çatışmalar, küresel düzeydeki belirsizlikler bize şunu gösteriyor. Doğru politikalar izleyenler bu dönemde çok farklı bir seviyeye çıkacaklar. Bölgemizde yaşanan savaşın kısa dönemli etkileri oluyor. Ama ben inanıyorum ki orta vadede Türkiye’ye çok ciddi imkanlar sunuyor” dedi.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi tarafından düzenlenen “Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans” kitabının tanıtım programı, İstanbul Finans Merkezi’ndeki Vakıfbank Genel Müdürlük Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Programa; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Dağlıoğlu ile çok sayıda davetli katıldı.

Program kapsamında Türkiye’nin yatırım ve finans alanındaki dönüşüm süreci, sürdürülebilir finans politikaları, uluslararası doğrudan yatırımlar, küresel ekonomik gelişmeler ve geleceğe yönelik stratejik vizyon bütüncül bir bakış açısıyla ele alındı. Aynı zamanda etkinlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın konuşmalarının yer aldığı “Türkiye Yüzyılında Yatırım ve Finans” adlı eser tanıtıldı.

Nominal Dolar Bazında Dünyanın 16’ncı Büyük Ekonomisi Konumundayız

Programda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Hafıza önemlidir. Böyle kitaplar her şeyden önce bence şunu gösteriyor. Türkiye’nin yürüyüşü alelade, sıradan bir yürüyüş değil; gündelik tartışmalarla şekillenen bir yürüyüş değil; uzun soluklu, geniş perspektifli bir yürüyüş ve bu yürüyüş devam etmektedir. Son 23 yılda Türkiye; üretim kapasitesini büyüten, sanayi altyapısını güçlendiren, ihracatını çeşitlendiren ve küresel ekonomideki ağırlığını istikrarlı bir şekilde arttıran önemli bir kalkınma süreci yaşamıştır. 2003-2025 döneminde Türkiye ekonomisi, dünya ekonomisinin 1.8 puan üstünde, yıllık ortalama yüzde 5.3 büyüme kaydetmiştir. Milli gelirimiz 230 küsur milyar dolarlardan geçtiğimiz yıl itibarıyla 1.6 trilyon dolar seviyesine çıkmış, kişi başına gelirimiz 3 bin 600 dolarlardan yine geçen yıl sonu itibarıyla 18 bin doların üstüne yükselmiştir. Nominal dolar bazında dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi konumundayız. Satın alma gücü paritesine göre ise 11’inci büyük ekonomisi konumundayız” dedi.

Sosyal Refahı Kalıcı Bir Şekilde Artırmak Temel Amacımızdır

Ekonomideki güncel rakamlara ve hedeflere de değinen Yılmaz, “2026 yılı nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatımız 276 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek seviyesine çıkmış durumdadır. Buna hizmet ihracatını da dahil ettiğimiz zaman 400 milyar dolara yaklaşan bir mal ve hizmet ihracatından bahsediyoruz. Hedefimiz bu sene bu 400 milyar doları aşmak. Son yıllarda temel önceliğimiz; makro finansal istikrarı sağlamak, enflasyonu aşağıya doğru çekmek, bunu yaparken dengeli bir şekilde büyümemizi ve istihdam artışını sürdürmek. Finansal istikrar olacak ki sürdürülebilir büyüme olsun. Popülist, kısa vadeli, sonuç üretmeyen politikalarla, söylemlerle değil; sağlıklı bir zeminde sosyal refahı kalıcı bir şekilde arttırmak temel amacımızdır” diye konuştu.

Risklerin Yükseldiği Ortamı Ülkemizi Daha Üst Seviyelere Taşıyarak Değerlendireceğiz

Küresel düzendeki değişime ve korumacılık eğilimlerine dikkat çeken Cevdet Yılmaz, “Uluslararası kurumlar, kurallar zayıflamış durumda; korumacılık yükselmiş durumda. Belirsizliklerin arttığı, çatışmaların, gerilimlerin yükseldiği bir dünyadan geçiyoruz. Biz Türkiye olarak bu ortamı, bu belirsizliklerin, risklerin yükseldiği ortamı ülkemizi daha üst seviyelere taşıyarak değerlendireceğiz. Programımız doğru bir program ve bunu kararlı bir şekilde uygulamaya devam edeceğiz. Gündelik gelişmelerin etkileri her zaman için geçicidir. Asıl olan, kalıcı olan izlediğiniz programdır” ifadelerini kullandı.

Uluslararası İstikrarsız Ortamda Güçlü Liderliğe Sahip Olmanın Avantajını Yaşıyoruz

Türkiye’nin dış politikadaki duruşuna ve güvenli liman imajına vurgu yapan Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

“Son dönemde jeopolitik gelişmelere baktığımızda da ülkemizin çatışmalardan uzak, siyasi istikrarı ve politika öngörülebilirliği ile güvenli liman konumunda olduğunun altını çizmek isterim. Dirayetli, tecrübeli bir liderliğimiz ve tecrübeli kadrolarımız var. Bu uluslararası istikrarsız ortamda buna sahip olmanın avantajını yaşıyoruz. 2003-2026 dönemini ele aldığımızda Türkiye’ye gelen yabancı sermaye 290 milyar doları aşmış durumda. Son dönemde yıllıklandırılmış sermaye girişi, doğrudan yatırım anlamında, 12.6 milyar dolar seviyesinde şu anda. İstikrarını koruyan güçlü bir ülke olarak çok daha farklı bir ortama gidiyoruz ve bunu da hep birlikte değerlendireceğiz.”

Benzer Yazılar