TBMM Başkanı Kurtulmuş PAB 152. Genel Kurulu Kapanışında Konuştu: “Bu Dünya Böyle Gitmez”
Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, TBMM’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152’nci Genel Kurulu’nun kapanış oturumuna katıldı. 15-19 Nisan tarihleri arasında düzenlenen ve yaklaşık 80 meclis başkanı ile 800 milletvekilini bir araya getiren genel kurulda, küresel krizler ve çözüm yolları masaya yatırıldı.
İstanbul Deklarasyonu Onaylandı
“Gelecek Nesiller İçin Umudu Yeşertmek, Barışı Güvence Altına Almak ve Adaleti Sağlamak” temasıyla düzenlenen genel kurulun başkanlığını yürüten Numan Kurtulmuş, kapanış oturumunda katılımcılara hitap etti. Program kapsamında, üzerinde uzlaşı sağlanan “İstanbul Deklarasyonu” genel kurulun onayına sunuldu. Ayrıca bir sonraki genel kurula ev sahipliği yapacak olan Tanzanya heyeti bir sunum gerçekleştirdi.
“Parlamenter Diplomasi Güç Kazandı”
Kapanış oturumunda bir hafta süren müzakereleri değerlendiren Kurtulmuş, yapılan tartışmaların dünya barışı için hayati önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi:
“Bir hafta süren oturumlar, görüşmeler, müzakereler sonunda bugün nihai olarak son oturumu birlikte icra ettik. Günler boyunca uzun konuşmalar, toplantılar yapıldı. Bu konuşmalar içerisinde yapılan her bir tartışmanın son derece önemli olduğunu, dünya barışını sağlamak konusunda fevkalade yararlı olduğunu ve özellikle parlamenter diplomasiye güç vermek bakımından da son derece anlamlı olduğunu düşünüyorum. Bütün bu konuşmaların özetini ise bir noktada toparlamak mümkündür. Fevkalade zor, fevkalade türbülanslı bir dönemden geçiyoruz. Yerkürenin hemen her yerinde, her ülkeyi, her milleti kapsayan çok derin gerilimleri yaşıyoruz. Çatışmaların, iç çatışmaların, vekalet savaşlarının, ticaret savaşlarının olduğu; dünyada bu anlamda gerilimlerin ve çatışmaların hemen hemen dünyanın her yerine yayıldığı bir dönemden geçiyoruz. Ayrıca yaşanmış olan birçok olumsuzlukların doğal bir sonucu olarak fakirliğin, kıtlığın, yoksulluğun dünyanın birçok bölgesi için neredeyse sıradan bir hal aldığını görüyoruz. Aynı şekilde bu olayların hepsinin ortak vektörü olarak ortaya çıkan fevkalade ciddi bir göçmen meselesi ve uluslararası yer değiştirmelerin olduğuna şahit oluyoruz. Ülkeler arasındaki gerilimlerin yanı sıra ülkelerin içinde de toplumsal gerilimlerin önemli bir fay hattı olarak ortaya çıktığına şahit oluyoruz. İnsanlık tarihinin hiç yaşamadığı kadar ağır bir çevre krizini, iklim krizini ve çevrenin tarumar edilmesine şahit oluyoruz. Sabaha kadar sayabileceğimiz birçok olumsuzlukları yaşıyoruz.”
“Dünyanın Yeni Bir Yol ve Anlayışa İhtiyacı Var”
Yaşanan felaketlerin büyük çoğunluğunun insan eliyle oluşturulduğuna dikkat çeken Kurtulmuş, çözümün de yine insan iradesinde olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu olumsuzlukların doğal afetler dışında hemen hemen tamamı insan eliyle oluşturulmuş felaketlerdir. Dolayısıyla insanlığın kendi eliyle oluşturduğu bu felaketleri insani soykırımdan göçe, açlıktan savaşa kadar bu insani felaketleri çözmek için yine insanoğlunun devreye girmesinin şart olduğu açıktır. Bu problemleri yaratan insandır, ortaya koyan insandır; çözüm de insanoğlunun zihninde, insanoğlunun gönlünde olmalıdır. Bunun için diyorum ki bütün bu çalışmalarımızın, bütün uluslararası kuruluşların, bütün toplantılarımızın, müzakerelerimizin bir tek odak noktası vardır. Bu dünya böyle gitmez. Dünyanın yeni bir yola, yeni bir anlayışa ve yeni bir çıkışa ihtiyacı var. Bunun için temelinde hakkaniyet ve adalet olan, temelinde insanoğluna saygı olan ve bütün insanları da yaratılışta eşit olarak gören bir anlayışı büyütmek, beslemek ve çoğaltmak durumundayız.”
Yeni Bir Küresel Mimari Vurgusu
Kurtulmuş, mevcut uluslararası kurumların işleyişindeki eksikliklere değinerek, 8 milyar insanın ortak geleceği için yeni bir küresel mimarinin inşa edilmesi gerektiğini savundu:
“Dünyanın hangi kurumu olursa olsun, o kurumların işleyişi mutlaka eksik ve faydasız olacaktır. Amacımız yeni bir yol, yeni bir anlayış, yeni bir istikamet tayin edecek sözleri geliştirmek, çoğaltmak olmalıdır. Bunun için dünyanın yeni bir küresel mimariye ihtiyacı olduğu açıktır. Hem siyasal alanda hem de ekonomik alanda yeni bir küresel mimariyi, bu parlamentolar arası diyaloglarımız vasıtasıyla, uluslararası kurumlarda bir araya gelişimiz vasıtasıyla inşallah gerçekleştireceğiz. Sözün kıymeti her şeyden daha yukarıdadır. Sözün en güzelini, en iyisini söylemek ve bütün insanlığın hayrına olan sözün etrafında birleşmek zorundayız. Bu da dünyanın sadece sesi çok çıkan hakimlerin çizdiği, üstünlerin, galiplerin çizdiği yoldan gitmek değil; 8 milyar insanın ortak anlayışı, ortak faydası ve ortak geleceği için hakkı, hukuku, adaleti esas alan bir yolda ilerlemekten geçmektedir. Ben şahsen, bu ve benzeri bütün toplantıların bu amaca hizmet ettiği müddetçe; konuştuğumuz ve çözüm aradığımız insani meselelerin çözümü için bize yol göstereceğini, yol bulmamıza yardımcı olacağını düşünüyorum. Bu toplantı IPU bünyesinde uzun zamandır bulunamayan bir konsensüsü ortaya koymuştur. İstanbul deklarasyonunun konsensüse çıkmış olması her türlü taktirin üstündedir. Aynı şekilde, acil gündem maddesinin de konsensüsle çıkmış olması bu toplantının başarısını gösteren, bu genel kurulun başarısını gösteren önemli bir sonuçtur.”